26 Temmuz 2022 Salı

düşme

düşme! düşersen
bağımsızlığını ilan eder, dostların
görüş günleri yasaklanır
gelenin gidenin olmaz.
bayram eder düşmanların
düşme! düşünce,
bütün düşüncelerin değişir hayata dair
dostluk, arkadaşlık aşk yeniden şekillenir beyninde
düşme!
hayatın ve dostların vefasızlığını görünce
yaralanır duyguların en derinden.
düşme! Düştün mü?
ilk önce güvendiklerin vurur sırtından
kimse bakmaz yüzüne yaramaz adam olursun.
bir bir uzaklaşır dostların senden
tutacak dal bulamaz, yorulursun.
düşme düşersen
yılanın ne kadar masum kurdun suçsuz
çakalın çakal olmadığını anlarsın
ikiyüzlü insanları görünce
düşme!
sahili olmayan bir deniz olur, koca dünya
sığınacak bir liman bulamaz, kaybolursun.
düzeni kurna düzenbazlar hüküm sürerken
kederinden kahrolursun
düşme! düşersen
maziye dalar gider gözlerin
yazılmamış hikâyeni okursun
düğümlenir boğazında kelimeler
kederinden kahrolursun
düşme düştün mü?
başucunda bir tek anan olur, gerisi yalan olur
imdat demeye engel olur gururun
düşme!
kalıbı beş kuruş etmez adamın
söylediği sözden yaralanır onurun
düşme
haddini de hesabını da bileceksin bugünlerde
seni üzenleri hayatından sileceksin yeri geldiğinde
en iyisi mi?
bir kurşun sık hayatın orta yerine
barut izi kalsın ellerinde
ama sakın düşme.

14 Nisan 2020 Salı

ekmek - orhan veli

dilimin ucunda bir eski arkadaş adı,
unutulmuş şekilleri taşıyan bulutlar;
bir gökyüzü genişliğiyle ruhuma dolar
otların içine sırtüstü yatmanın tadı.

avucumda sıcaklığını duyduğum ekmek;
üstümde hatırası kadar güzel sonbahar;
o bembeyaz, o tertemiz bulutlara dalar
düşünürüm bir çocuk türküsü söyleyerek.

sevme beni - john wilbye

sevme beni göze güzel gözüken görkemim için,
sevindiren gözüm ya da yüzüm için,

ne de dışarıdan görünen hiçbir şeyim için.
hayır, bir kalp için de değil değişmeyen!
çünkü bunlar bozulabilir ve hastalanabilir:
ayrılırsak biz ikimiz.

sakla, gerçek bir kadın gözünü, onun için
ve beni hâlâ sev, neden olduğunu bilmeden!
sebebin böylece yine aynı kalır
hep benim üzerime düşmek için.

26 Aralık 2014 Cuma

dalga - orhan veli

mesut sanmak için kendimi
ne kağıt isterim, ne kalem
parmaklarımda sigaram
dalar giderim mavisinden içeri
karşımda duran resmin..

giderim deniz çeker
deniz çeker, dünya tutar
içkiye benzer bir şey mi var
bir şey mi var ki havada
deli eder insanı, sarhoş eder?

bilirim, yalan, hepsi yalan
taka olduğum, tekne olduğum yalan
suların kaburgalarımdaki serinliği
iskotada uğuldayan rüzgar
haftalarca dinmeyen motor sesi
yalan...

ama gene de
gene de güzel günler geçirebilirim
geçirebilirim bu mavilikte
suda yüzen karpuz kabuğundan farksız
ağacın gökyüzüne vuran aksinden
her sabah erikleri saran buğudan
buğudan, sisten, ışıktan, kokudan...

ne kağıt yeter ne kalem
mesut sanmam için kendimi
bunların hepsi... hepsi fasafiso
ne takayım, ne tekneyim
öyle bir yerde olmalıyım
öyle bir yerde olmalıyım ki
ne ışık, ne sis, ne buğu gibi
insan gibi...

14 Ekim 2012 Pazar

ah ulan rıza - yusuf hayaloğlu

neden halâ gelmedi, yoksa
saati mi şaşırdı hıyar?
gerçi hiç saati olmadı ama
en azından birine sorar...

cebimde bir lira desen yok,
madara olduk meyhaneye!
ah eşşek kafam benim
nasıl da güvendim bu hergeleye!

gelse, balığa çıkacaktık,
ne çekersek kızartıp birayla yutacaktık.
kafamız tam olunca, şarkılar döktürüp
enteresan hayâllere dalacaktık.

bu sandalı geçen hafta denk getirip
çalıntıdan düşürdük.
arkadaşlar ısrar etti,
biz de, iyi olur, bize uyar diye düşündük.

saat sekizde gelecekti,
bana birkaç milyon borç verecekti.
yoksa o nemrut karısı kaçtı da
onun peşinden mi gitti?

eğer öyleyse yandık,
gudubet gene yaptı yapacağını!
geçen sene de merdivenden itip
kırmıştı rıza'nın bacağını.

abi, kadında boy şu kadar;
kalça fırlak, göz patlak, kafa çatlak!
korkuyorum, bir gün ya kendini asacak,
ya horlarken rıza'yı boğacak!

bak, şimdi acıdım, aşkolsun adama,
ben olsam, vallahi baş edemem!..
hele beş tane velet var ki boy-boy,
allah'tan düşmanıma dilemem!

aslında iyi çocuktur rıza, efendi huyludur,
herkesin suyuna gider.
yoksa, kalıba vursan hani,
tek başına on tane adam eder!

bir keresinde, hiç unutmam
üç-beş zibidi haraca dadandı;
rıza, sandalyeyi kaptığı gibi
herifleri hastaneye kadar kovaladı!

aynı mahallede büyüdük, aynı kızları sevdik,
aynı kafadaydık,
orta ikiden bıraktık, matematik ağır geliyordu,
biz, başka havadaydık.

aynı gömleği giyer, aynı sigaraya takılır,
aynı takımı tutardık.
fener'in her maçına iddialaşıp
millete az mı yemek ısmarladık!..

bir tek askerde ayrıldık,
bana bornova düştü, ona gelibolu.
döner dönmez evlendirdiler,
en büyük salaklığı da bu oldu!..

bense hiç düşünmedim, zaten param yoktu.
hep tek tabanca gezdim.
benim beğendiğimi anam istemedi,
onun gösterdiğini ben sevmedim.

neyse, bunlar derin mevzu...
anlaşıldı, bu herif artık gelmeyecek.
ufaktan yol alayım
anam evde yalnız, şimdi merağından ölecek!..

gittim, vurup kafayı yattım;
rüyamda gördüm, gülümseyerek geldiğini.
ne bilirdim, yolda kamyon çarpıp
hastaneye kavuşmadan can verdiğini!..

vay be rıza!
sonunda sen de düşüp gittin azrail'in peşine!
dün, boşuna günahını almışım,
ne olur, kızma bu kardeşine!

öğlen kahvede söylediler, rıza öldü, dediler
ne kolay söylediler!
sanki dev bir taş ocağını
kökünden dinamitleyip üstüme devirdiler!

ah dostum... o kocaman gövdene
o beyaz kefeni nasıl da kıyıp giydirdiler?
o zalim tabutun tahtalarını
senin üstüne nasıl böyle çivilediler?

yani sen şimdi gittin, yani yoksun,
yani bir daha olmayacak mısın?
yani bir daha borç vermeyecek,
bir daha bira ısmarlamayacak mısın?

peki, beni kim kızdıracak,
kim zar tutacak, kim ağzını şapırdatacak?
peki, beni bu köhne dünyada
senin anladığın kadar kim anlayacak?

ulan rıza... ne hayâllerimiz vardı oysa,
ne acayip şeyler yapacaktık...
totoyu bulunca dükkân açacak,
adını dostlar meyhanesi koyacaktık.

talih yüzümüze gülecekti be!..
karıyı boşayıp sıfır mersedes alacaktık.
hafta sonu iki yavru kapıp
boğaz yolunda o biçim fiyaka atacaktık!

ah ulan rıza... bu mahallenin,
nesini beğenmedin de öte yere taşındın?
ara sıra gıcıklaşırdın ama inan ki,
benim en kral arkadaşımdın!..

ah ulan rıza... ben şimdi,
bu koca dünyada tek başıma ne halt ederim?
senden ayrılacağım sanma,
bir kaç güne kalmaz, ben de gelirim!..

12 Ekim 2012 Cuma

maphushane türküsü - sabahattin ali



başın öne eğilmesin
aldırma gönül aldırma
ağladığın duyulmasın
aldırma gönül, aldırma

dışarda deli dalgalar
gelip duvarları yalar
seni bu sesler oyalar
aldırma gönül, aldırma

görmesen bile denizi
yukarıya çevir gözü
deniz dibidir gökyüzü
aldırma gönül, aldırma

dertlerin kalkınca şaha
bir sitem yolla allah'a
görecek günler var daha
aldıma gönül, aldırma

kurşun ata ata biter
yollar gide gide biter
ceza yata yata biter
aldırma gönül, aldırma

yetmez mi? - sabahattin ali

aşk seni harab etmez mi?
takatını tüketmez mi?
sendeki ateş bitmez mi?
yetmez mi gönül yetmez mi?

aşkına yoktur enzade,
aklını aldı o taze,
aleme oldun kepaze,
yetmez mi gönül, yetmez mi?

yar yoluna baktırdığın,
uykusuz bıraktırdığın,
aşk yüzünden çektirdiğin,
yetmez mi gönül, yetmez mi?

hangi derdimi sayayım?
aşka nasıl dayanayım?
yandım, daha mı yanayım?
yetmez mi gönül, yetmez mi?

göğsümde tıkanır sesim,
yok yaşamaya hevesim;
ben bir dermansız bikesim,
yetmez mi gönül, yetmez mi?